|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Ben sustum, sen söyle sensizliğimi Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil. Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan. Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim. Kalbim ayılmıyor ki sana hitap edeyim. Kelimelerin sıcağı kaçmış, hece hece küllenmişler; sükût lehçesinde aç susuz bir mülteciyim şimdi. Seni taşa benzettiler. Öyle dilsiz, öyle hayatsız, öyle duygusuz diye. Değirmende konuşan taş değil midir peki? Acıyı öğütüp ekmek eyleyen senin dönüşün değil mi? Sen değil misin kabrimi bekleyen sadık yâr? Dillerin sustuğu yerde sen değil miydin ısrarla adını söyleyen unutulanların? Sen değil misin nice dertlinin derdini hiç itirazsız dinleyen?
|
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Aşk Anlamaktır
"Aşk bir başkasını yaşamaktır." der Balzac. Bir başkasını yaşayamazken binlerce insanı anlamanın imkansızlığı ortada. Biz bir tek kişiyi bile yaşayıp, anlayamıyorsak bizi de kimse anlamaz. Aşk anlamaktır. Anlamazsak sadece bir kişiye kölelik ya da egemenlik haline dönüşür. Size sevgi, hoşgörü ve zarafet sunmayan aşkı bırakın. Çünkü aşk yaşamı kolaylaştıracak bir akıntı olmalıdır. Azgın bir anafor değil; sonunda herkesin boğulduğu. Aşk bir zarafet ve inceliktir. Onu oynamak isteyenlerin uyması gereken kurallar vardır. Beden ve ruh bir arada oynayabilir ancak. Birini diğerine tercih etmek mümkün değildir. Aşk güzelliklerin galebe çaldığı bir dünyanın özlemidir. O nedenle ince dantel iplikleriyle örülmüş bir kırılganlık sergiler. Onu çekiştirmek, yırtmak tüm düşlere vedadır.
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Gözlerim gözlerine bakmak içindir
Bir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma. Karanlık karanlığa düştü. Gece gecenin üstüne indi. Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni. Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi. Gözlerine zincirlediler gözlerimi. Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım. Yıldırımlar düşürdün bakışından göğsüme… Saçlarım beyaz alev aldı. Yandım. Taş üstünde taş oldum. Suskunluğum utançtan duvarlar ördü. Sağnak sağnak yağmur oldum, yağdım küskünlüğümün çölüne. Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım. Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma. Sözün güneşin yüzünü güldürürdü, unutmadım.
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Dar alanda uzun hesaplaşmalar “Bir sene sonra öğretmen olacağım, inşallah.” diye müjdeliyor varlığını zamane. Ama “ama”sı var Erva’nın, “Sizin gibi rahat bakamıyorum hayata.” diyor. Sonra, iki büyük soruyu yuvarlıyor kalbimin eteklerine. “Demişsiniz ki ‘O kadar da karışık değil işler sevgili zamane...’ Hayır, Senai Abi, işler çok karışık! Çünkü dediğiniz gibi bir tarafa elimde olanları koydum, yani sahip olduklarımı. Diğer tarafa elimde olmayanları, yani sahip olamadıklarımı. Ama aklıma bir soru takıldı: “Ya sahip olmak isteyip de sahip olamadıklarımı nereye koyacağım?” Zor bir soru bu! Hazır bir cevabım da yok.
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Sana yüreğimi bırakıyorum...
Bugün acılarıma yaslanıp, seni düşündüm.Bir duldalıkta vurulan hayellerimizi ve hiç gelmeyecekmiş gibi gidişini yeniden yaşadım. Hiç üzülme! Suskunluğa yeminli geceler, vefasız ve ömrümüzü adadığımız dostluklar nankör çıktı...Asıl onlar vefasızlık etti ve bir hıyanetin koynunda bizleri bıraktı gittiler. Gezdiğimiz sokaklar bizleri unutalı çok oldu. Avare düşlerimiz, kaldırımlara karışmış...Anlayacağın, herkes ve her şey, bizi zamanından önce bırakmış! Bir soysuz vaktin darağacında, gençliğimizi teslim ettik. Yaşamak suçunu işlediğimiz için...Gözümüzün yaşına bakmadılar; çiğneyip geçtiler, gün görmemiş ümitlerimizin üzerinden... Ardıma bakmaya korkar oldu gözlerim...Hem yokluğun, her zamankinden daha acı veriyor. Gönül, bin bir hatıranın eteğine yapışmış. Ve eller, yitirilmiş dost elleri aramakta...
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Aşkın Gönül Gözü
Ruhumuza açılan gizli kapı aşktır. Bu binbir kapılı bir sarayda anahtarın olduğu odayı aramaya benzeyebilir. Hangi kapının ardında acaba aşk denilen serüven? Heves rüzgarı açar birçok kapıyı ardına kadar, heyhat anahtar sadece bir imgelemdir mum denizinde. Aşk’ın kendinden geçme ve kendi benliğinden sapması ateşten bir kor gibi düşer içine. Aşk’ı kendinden geçiren bu üst düzeydeki imgelem gücüdür. O âşık olduğu insanı yücelterek kendi varlığının dışına taşar. Bu taşmanın Nil nehrinin yıllık taşmasından daha fazla bereket getirdiği doğrudur amma, götürdüğü de vakidir. Geri çekilirken sular abartmanın ve yüceltmenin karşılığı olmayan şeyleri hatırlatır. Büyük bir acıyla yanması esas olarak sevdiğini kaybetmek değildir. Kaybedilen duygular ve inanılmaz düşlerdir. Onun güzel gözlerinin şehla olması da değildir önemli olan, onun kişiliğine atfettiği değerlerin yelkeni kopmuş bir kayık gibi devrilip gitmesidir acı veren. Aşk bizim kültürümüzde sadece kadın- erkek ilişkisini tariflemez.
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Gönül Bahçesinde Aşk Fikri olmayanın aşkı olmaz. Çünkü aşk zihinsel bir eylemdir öncelikle. Bedeni yanında istemesi yoklukta varlığının kanıtıdır. Evrenin büyüklüğü ve gizemi içinde varolmanın sarsılmaz inancıdır. Fikri olmayanın zikri olmaması laf-ı güzaf değildir. Binlerce yılın imbiğinden geçip gelmiş bir damla baldır. Baharın geçmiş düşleriyle oyalandığımız bu günlerde, yaşamın yeryüzüne dönüşünün şenlikli ifadesine dair bir masal buldum. Bir devin büyük ve görkemli bahçesinde bitmeyen kışı anlatır. O bahçede ağaçlar yapraksız, toprak kar altında ve bir tane çiçek açmaz. Bu bitmeyen kışı bir kız çocuğunun bahçeye girişi bahara çevirir. Onun kahkahaları ve doğal neşesi bahçeye çiçekler açtırır. Sevgi ve aşk böyle bir kış bahçesine bahar getiren coşkunun adıdır.
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Aşkın Adı Ümittir Artık Aşk nasıl akar bir yürekten diğer bir yüreğe? “İlk bakışta aşık oldum” der kimisi... Hiç yaşamadım bilemem. Doğrusu inanmam da... Kim böyle söylese ya da nerede okusam bu cümleyi, olsa olsa etkilenmektir bunun adı, aşk değil diye düşünürüm. Böyle bir cümleden sonra şartlanılmış bir aşk yaşanır ve biter. Anıldığında geçici bir hevesmiş aslında diye düşünülür belki de... Neyse asıl konumuz bu değil. Düşsel bir aşkın hikayesi anlatacağım ben size, ya da isterseniz yaşanmış bir aşk deyin siz bu aşka... Bu hikayede, ilk bakışta aşk yok, arkadaşlıktan aşka dönüşen bir hikaye de değil bu! Bir yasak aşk öyküsü hiç değil! İçinde biraz hüzün, biraz mutluluk gözyaşı, birkaç şiir ve şarkı, yaralı iki yürek, kaygılar ve tabii ki uykusuz saatler var. Bu hikayenin içinde en çok ümit var. Merkezde ise aşk...
|
|
Duygusal Yazılar
|
|
admin tarafından yazıldı.
|
|
Gidişim, Bendeki Yokluğun Olacak Aşağıda herşey giderek küçülüyor küçüldükçe bütün yollar birbirine benziyor nbütün ağaçlar bütün evler... Küçüldükçe,birbirine benzedikçe herşey hızla çoğalıp yokoluyor. Seni de böyle küçültebilecek miyim içimde O kentte seninle yaşanan o kocaman o küçük zaman dilimini diğerlerine benzetip çoğaltabilecek miyim?Yokedebilecek miyim? O kentin yollarında kaybolmuştum ben bütün sokaklar senin kapına çıkıyordu.Orada hangi evin kapısını çalsam sen çıkıyordun karşıma, belki de ben hep senin kapını çalıyordum. Baktığım bütün insanlarda bir parça seni gördüm,yüreğim irkilerek... Günlerce sen indin taksilarden bütün telefonlarda senin sesin soluduğum havada bile sen vardın.Durmaksızın senin kokunu doldurdum içime O kentte seninle boğulup kalmıştım.
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
|
|
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL |